Tarihçe-i Hayat · s. 622
BEDİÜZZAMAN SAİD NUR
Büyük ve dâhî adamların beşiği olan Türkiye, şimdiye kadar ne kadar mebzul mücahidler, müceddidler ve bütün manasıyla büyük insanlar görmüştür. Onların idrak ettikleri hayat şartları ve gördükleri itibar, buldukları ve mazhar oldukları hürmet, kadr ü kıymetlerine aslâ nakîse vermemekle beraber, yürüdükleri hak yolunda muhakkak ki kendilerine büyük kolaylıklar temin etmiştir.
Bu şartların makûs tecellisine ve zulmün en ağırına maruz kaldığımız şu geçmiş yirmi beş yıl, bize ağır mücadele ve mücahedeler içinde yoğrulmuş, davasının ve imanının azametinden ilham almış ve büyüklüğünü dünyanın en hücra köşelerine yaymış bir dâhî, bir nur ve fazilet timsali hediye etmiştir.
Nuru, birçok muzlim vicdanları aydınlatmış; kudreti, birçok zayıf imanlı insanlara cesaret vermiş; dehası, birçok nasibsiz insanların ruhuna ilham serpmiş olan bu büyük adam, hiç şüphe yoktur ki Said Nur Hazretleridir.
Ondan fazilet ve fedakârlık dersi alan birçok yolunu şaşırmış insanlar, kendilerini mesud ve aydınlık bir sahranın ortasında bulmuşlardır.
Dehası ve celadeti kadar imanı da kuvvetli olan bu muhterem insan, yirmi beş yıllık istibdat ve zulme gözlerini kırpmadan göğüs geren ve onun korkunç işkence adaletsizliğine imandan doğan bir cüretle karşı koyan tek şahsiyettir.
Bütün Müslüman dünyası, bu kutbun cazibesinden kendisini kurtaramamıştır. Türkiye'nin ıssız ve tenha bir köşesinde doğan bu nur, ziyasını Pakistanlara, Endonezyalara kadar yaymış ve kendisiyle beraber milletimizin de şan ve şerefine hâleler eklemiştir.
Ne yazıktır ki bağrımızdan fışkırmış, bize şeref kazandırmış, kararmış gönüllerimizi aydınlatmış, dalalet yoluna sapmış insanları hak yoluna getirmiş olan bu muhteşem ve mübarek insan, bizden hürmet yerine sadece tazyik ve zulüm görmüştür.
Fakat o, bundan ne yılmış ne de yolunu değiştirmiştir. Bilakis o daha iyi biliyor kimücadelesiz, fedakârlıksız, ızdırapsız hiçbir dava kök tutamaz.
Ne de olsa ne kadar biz bu güneşin ışığını söndürmek istesek de onun nuru karanlık gönüllerde birer meşale gibi yanıyor ve bizi aydınlatıyor. Bu, büyük insanın hakkı ve davasının meyvesidir. Ne mutlu kendisine!
Cevat Rifat Atilhan