Tarihçe-i Hayat · s. 217
İKİNCİ MADDE
Menemen Hâdisesi'nin bir yalancı taklidini yapıp; millete dehşet verip serbestî kanunları kolayca tatbik etmek desisesiyle, hükûmeti iğfal ederek güya "Hükûmetin serbestî kanunlarını kabul ettirmesine yardım ediyor." entrikasıyla, beni Barla'dan Isparta'ya cebren celbettiler. Baktılar, ben öyle fitnelere âlet olamıyorum ve öyle her cihetçe vatana, millete, dine zararlı olan akîm teşebbüslere hiçbir meylim yoktur, anladılar ki o vakit planlarını değiştirdiler. Benim beğenmediğim bir şöhret-i kâzibemden istifade edip hiç hatır ve hayalimize gelmeyen entrikalarla başımıza Menemen Hâdise-i Mazlumesinin bir mevhum taklidini
geçirdiler. Hem millete hem hükûmete hem masum, mevkuf birçok efrad-ı millete büyük zarar verdiler. Şimdi yalanları meydana çıktıkça, kurdun keçiye bahane bulması nevinden bahaneleri bulup memurîn-i adliyeyi şaşırtmak istiyorlar.
Adliye memurlarının bu meselede çok dikkate ve ihtiyata muhtaç olduklarını, müdafaa-i milliye hukukum noktasında hatırlatıyorum. Asıl ittiham edilecek onlardır ki hükûmetin bazı erkânına dalkavukluk edip ve sahtekârlıkla, bir yalancı cemiyet maskesi altında bazı safdil masumları, bîçareleri tehyic ederek küçük bir hâdise çıkarır; sonra şeytan gibi habbeyi kubbe gösterip hükûmeti şaşırtır, çok masumları ezdirir, memlekete büyük zarar verir, kabahati başkalara yükler. İşte bu meselemiz aynen böyledir.