Sikke-i Tasdiki Gaybî · s. 177
Aziz Üstadım!
O cereyanın hücumu anında köyümüzde nahiye müdürü ve daha zâhiren mühim memurlar bulunduğu halde, şifahen isimlerimizle ihbar edip taharri ettirmek istedikleri halde, Hazret-i Esedullah Ali kerremallahu vechehu ve Gavs-ı A'zam gibi çok manevî üstadlarımızın manevî yardımlarıyla akîm kalıp; hattâ o memurları aleyhimize değil, lehimize manevî darbeleriyle çevirdiler.
اَلْفُ اَلْفِ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ى
Mektubu mütalaa ettik. Acibdir ki bizim kusurumuzdan ve ufacık ihtiyatsızlığımızdan gelen o tesirsiz cereyanı haber veriyor gördük. Çünkü "Bir kısım avam-ı nâs ve bid'alara tabi bir kısım ulema-i zâhir, hakikaten kendilerinin pis ve dalalet bataklığından giden yollarında arkadaşlık etmeyen ve bir cadde-i kübrayı bulan Risaletü'n-Nur şakirdlerini zemmediyor." diye sizden gelen o mektup haber veriyordu. Hakikaten öyle oldu. Mektuptan bir gün sonra, merakı mûcib üzerimizde hiçbir tesir kalmadı. Talebeniz
Hâfız Mustafa
Emin ve Feyzi'nin Isparta'daki kardeşlerine yazdığı bir fıkradır
Evet, Isparta'da bulunan kardeşlerimizin haber verdikleri bu ehemmiyetli hâdise-i taarruziyeye teşebbüs vukuu zamanında muhaberemiz kesildiği halde, mütemadiyen her vakit Üstadımız, aynı taarruza maruz bulunuyoruz gibi bizi, (yani Feyzi ve Emin'i) ikaz ediyordu: "Dikkat ediniz, dört cihetle bize taarruz var. Demir gibi sebat ediniz. Bir halt edemezler." Biz de bakıyorduk ki bizde bir şey yok, hissetmiyorduk.
Hem o gaybî hâdiseyi bertaraf etmek için mutabık bir mektup bize yazdırdı, size gönderildi. Risale-i Nur şakirdlerinden
Emin, Feyzi