Risale-i Nur

Sikke-i Tasdiki Gaybî · s. 89

SAYFA 89

ON YEDİNCİ ÂYET

فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ

deki

قُلْ حَسْبِىَ اللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ

nün makam-ı cifrîsi şeddeli "lâm"lar birer "lâm" ve şeddeli "kâf" bir "kâf" sayılmak cihetiyle bin üç yüz yirmi dokuz (1329) ederek, Harb-i Umumî'nin başlangıcı zamanında Resaili'n-Nur'un başlangıcı olan İşaratü'l-İ'caz tefsirinin tarih-i telifine tam tamına tevafukla beraber, şeddeli "kâf" iki "kâf" sayılmak cihetiyle bin üç yüz kırk dokuz (1349) ederek Harb-i Umumî'nin verdiği sarsıntılar zamanında Resaili'n-Nur'un‌ حَسْبِىَ اللّٰهُ‌ ‌ diyerek ehl-i dünyadan hiçbir yerde himaye görmeden belki tehacüme hedef olmakla beraber çekinmeyerek yalnız başlarıyla müşkülat içinde envar-ı Kur'aniyeyi neşrettikleri aynı tarihe tam tamına tevafuku ise her cihetiyle ayn-ı şuur olan âyâtta elbette tesadüfî olamaz. Belki bu gibi âyetler, en müşkül zaman olan bu asra dahi hususi bakarlar ve o âyâtı kendilerine rehber ittihaz eden bir kısım şakirdlerine hususi iltifat edip iltifatlarıyla teşci ederler.

Bu âyet, sâbık âyetler gibi münasebet-i maneviyesi gerçi zâhiren görünmüyor fakat bir cihetle Resaili'n-Nur ile bir nevi münasebeti vardır. Şöyle ki: On üç senedir(Hâşiye) bu âyet Risaletü'n-Nur müellifinin ve sonra has şakirdlerinin mağribden sonra bir vird-i hususileridir. Hem bu âyetin manasına bu zamanda tam mazhar ve herkes onlardan çekinmesinden fütur getirmeyerek‌ حَسْبِىَ اللّٰهُ‌ ‌ deyip mütevekkilane müşkülat-ı azîme içinde envar-ı imaniyeyi ve esrar-ı Kur'aniyeyi neşreden, ehl-i imanı meyusiyetten kurtaran başta Risaletü'n-Nur ve şakirdleridir.

s. 89 (Hâşiye) Telif tarihine göredir.