Sikke-i Tasdiki Gaybî · s. 90
YİRMİNCİ ÂYET
وَ نُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَ رَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَ
Şu âyet-i azîme sarîhan asr-ı saadette nüzul-ü Kur'an'a baktığı gibi sair asırlara dahi mana-yı işarîsiyle bakar. Ve Kur'an'ın semasından ilhamî bir surette gelen şifadar nurlara işaret eder. İşte doğrudan doğruya tabib-i kulûb olan Kur'an-ı Hakîm'in feyzinden ve ziyasından iktibas
olunan Risaletü'n-Nur, benim çok tecrübelerimle umum manevî dertlerime şifa olduğu gibi Resaili'n-Nur şakirdleri dahi tecrübeleriyle beni tasdik ediyorlar. Demek Resaili'n-Nur, bu âyetin bir mana-yı işarîsinde dâhildir.
Ve bu duhûlüne bir emare olarak
مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَ رَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَ
nin makam-ı cifrîsi bin üç yüz otuz dokuz (1339) ederek aynı tarihte Kur'an'dan ilham olunan Resaili'n-Nur bu asrın manevî ve müthiş hastalıklarına şifa olmakla meydana çıkmaya başlamasından bu âyet, ona hususi remzettiğine bana kanaat veriyor. Ben kendi kanaatimi yazdım, kanaate itiraz edilmez.
s. 91 (Hâşiye) Yani Risaletü'n-Nur'un mertebesi ikinci ve üçüncüde olduğuna işarettir. Vahiy değil ve olamaz. Belki ilham ve istihraçtır.