Lemalar · s. 495
YİRMİ SEKİZİNCİ LEM'A'NIN FİHRİSTESİNDEN BİR PARÇA
BİRİNCİ NÜKTE: Hazret-i İmam-ı Ali radıyallahu anh, Kaside-i Ercuze'sinde
اَحْرُفُ عُجْمٍ سُطِّرَتْ تَسْط۪يرًا
deyip, bu zamanda tamim edilen ecnebi harflerine bakıp, bu cümledeki harflerin cifrî ve ebcedî rakamlarının bu zamana parmak basmalarıyla vaki cereyan-ı küfriyaneye işaret ettiği gibi hem Ercuze'sinde hem Ercuze'yi teyid ve takviye eden Kaside-i Celcelutiye'sinde sarahate yakın
تُقَادُ سِرَاجُ النُّورِ سِرًّا بَيَانَةً تُقَادُ سِرَاجُ السُّرْجِ سِرًّا تَنَوَّرَتْ
fıkrasıyla, o cereyanın karşısında vücudu ziyasıyla anlaşılan ve zulmetin pek şiddetli ve sisli, yakıcı dehşetine karşı sönmeyen ve gittikçe zulmeti yararak dünyayı ziyalandırmaya çalışan Risale-i Nur'a ve müellifine hususi iltifatını
اَقِدْ كَوْكَب۪ى بِالْاِسْمِ نُورًا وَبَهْجَةً مَدَى الدَّهْرِ وَالْاَيَّامِ يَا نُورُ جَلْجَلَتْ
deyip, âhir zamana kadar Risale-i Nur'un bedî' bir surette ışık vermesini ve yanmasını dua ve niyaz eden ve Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan'ın en mühim bir şakirdi ve ulûmunun birinci nâşiri olan Hazret-i İmam-ı Ali radıyallahu anh, bidayet-i İslâm'da Kur'an'ın aleyhine açılan çok kapılara karşı mübarek ism-i a'zamı şefî tutup kahramanane ve merdane hakaik-i şeriatı ve esas-ı İslâmiyet'i muhafazaya çalıştığı gibi; âhir zamanda bütün bütün Kur'an'a muhalefet eden zındıka cereyanına karşı, aynı ism-i a'zamı şefî ve melce ve tahassungâh ittihaz edip cerh edilmez Kur'an'ın i'cazından gelen ve hâtem-i mu'cizeyi gösteren Risale-i Nur'un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip, yerin yüzünü yakıp çok çiçekleri kurutan zındıka nârını, ism-i a'zamın kibriyalı, azametli nuruyla ve ism-i Rahman ve Rahîm'in şefkatli ve re'fetli tecellisinden nebean eden âb-ı hayat ile
söndüren ve yanan yerlerde kuruyan nehir ve bağ çiçeklerine mukabil, dağlarda ve kırlarda sema yağmuru ve rahmetiyle hararete mütehammil ve şiddet-i bürudete dayanıklı çiçekleri yetiştiren Risale-i Nur'u görmesi ve şefkatkârane ve tesellidarane ve kerametkârane bakması, Hazret-i İmam-ı Ali radıyallahu anhın makam-ı velayetinin iktiza ettiğini hakkalyakîn gösterir.
Hem Kaside-i Celcelutiye'nin bir kerameti olan
فَيَا حَامِلَ الْاِسْمِ الَّذ۪ى جَلَّ قَدْرُهُ
dan başlayan üç dört satırda kuvvetli emare ve delilden:
Birinci Emare:
فَيَا حَامِلَ الْاِسْمِ الَّذ۪ى جَلَّ قَدْرُهُ
cifir ve ebcedî hesabıyla bin üç yüz elli üç senesi ki Risale-i Nur şakirdlerinin en sıkıntılı bir zamanına ve o zamanda "Sekine" tabir edilen ism-i a'zamı, yetmiş bir âyet ile yüz yetmiş bir defa daimî vird eden Risale-i Nur müellifinin isimlerine tevafuk sırrıyla parmak basması, o zamanda ism-i a'zamı hâmil Risale-i Nur müellifinin hususiyetini ve selâmetle kurtulacaklarını tebşir etmekle işaret ettiğini; lillahi'l-hamd, selâmet ile kurtulmaları, keramet-i Aleviye'yi tasdik ettiğini…
İkinci Emare:
فَقَاتِلْ وَلَا تَخْشَ وَحَارِبْ وَلَا تَخَفْ
fıkrasıyla, Eski Harb-i Umumîye iştirak ile yara bereye ve nihayetsiz korkulara maruz kalıp, nihayet Rusya'ya esir giden hem dehşetli bir harb-i âhir zamanda mühim bir vazife ile mükellef edilip, yılandan daha zehirli akreplerin bulunduğu bir memlekete düşen ve gece gündüz yılanlarla harp eden Risale-i Nur müellifine
فَقَاتِلْ وَلَا تَخْشَ وَحَارِبْ وَلَا تَخَفْ
ile iltifatını ve manevî sıyanet ve muhafaza ve imdadını haber veriyor.
Üçüncü Emare: Üç güz mevsiminde medar-ı teselli üç keramettir.
Birincisi: Gavs-ı A'zam radıyallahu anh
يَا مُر۪يد۪ى كُنْ قَادِرِىَّ الْوَقْتِ لِلّٰهِ مُخْلِصًا تَع۪يشُ سَع۪يدًا
tabiriyle on beş emare-i kaviye ile
İkinci güzde, aynı mevsimde, Hazret-i Ali radıyallahu anh
وَيَا مُدْرِكًا لِذٰلِكَ الزَّمَانِ
tabiriyle kuvvetli delillerle
Üçüncü güzde,
فَيَا حَامِلَ الْاِسْمِ الَّذ۪ى ... اِلٰى اٰخِرِ
diye yine Hazret-i Ali radıyallahu anh kerametkârane Risale-i Nur müellifine bakıp Sekiz, On Sekiz, Yirmi Sekizinci Lem'alar olan risalelerin kuvvetli ve i'cazlı telifleriyle havfa düşen ve teselliye muhtaç olan Risale-i Nur şakirdlerinin altı yedi defa لَا تَخْشَ kelimeleriyle korkularını izale edip teşci etmeleri, Kur'an hizmetkârlarına bir ikram-ı İlahî olduğunu gösterir. Hem
وَاقْبِلْ وَلَا تَهْرَبْ
fıkrasının yine evvelki fıkralar gibi muhatabı Saidü'n-Nursî olduğundan "Yâ Saidü'n-Nursî! Karşıla, kaçma!" deyip teşci ediyor.
Netice: Dokuz "hem hem"lerin gösterdiği dokuz hakikatin, Risale-i Nur'da ve müellifinde bilfiil icrası ve bilmüşahede görünmesi hattâ düşmanlarının tasdikiyle de sabittir ki: Hazret-i Ali radıyallahu anhın Kaside-i Ercuze ve Celcelutiye'sindeki şiddetli alâkadarlığını murad ettiği bir Vâris-i Nebi ve Mukavvi-i Din ve Hâmil-i ism-i a'zam olan Risale-i Nur ve müellifi olduğu çünkü bütün dünya meydandadır ve bütün nidaları işitiyoruz; ekseriya hareketleri görüyoruz ki hak ve hakikatte yanılmayan ve Kur'an'ın hukukunu emrolunduğu gibi tevilsiz muhafazaya çalışan "Risale-i Nur"dur diye şek ve şüphesiz olarak Hazret-i Ali radıyallahu anhın muhatabı o olduğunu kat'î ispat eder.
Hâfız Ali
(rahmetullahi aleyh)
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
يَا اَللّٰهُ يَا رَحْمٰنُ يَا رَح۪يمُ يَا فَرْدُ يَا حَىُّ يَا قَيُّومُ يَا حَكَمُ يَا عَدْلُ يَا قُدُّوسُ
İsm-i a'zamın hakkına ve Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan'ın hürmetine ve Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın şerefine Lem'alar mecmuasını bastıranları ve mübarek yardımcılarını ve Risale-i Nur talebelerini cennetü'l-firdevste saadet-i ebediyeye mazhar eyle, âmin!
Ve hizmet-i imaniye ve Kur'aniyede daima muvaffak eyle, âmin!
Ve defter-i hasenatlarına Lem'alar mecmuasının her bir harfine mukabil bin hasene yazdır, âmin!
Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlas ihsan eyle, âmin!
Yâ Erhame'r-râhimîn! Umum Risale-i Nur şakirdlerini iki cihanda mesud eyle, âmin! İnsî ve cinnî şeytanların şerlerinden muhafaza eyle, âmin! Ve bu âciz ve bîçare Said'in kusuratını affeyle, âmin! Umum Nur Şakirdleri namına
Said Nursî