Risale-i Nur

Lemalar · s. 493

SAYFA 493

SEKİZİNCİ LEM'A'NIN FİHRİSTESİNDEN BİR PARÇA

İşarat-ı gaybiye hakkında bir yazı ve bir takriz.

فَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ

ve

فَمِنْهُمْ شَقِىٌّ وَ سَع۪يدٌ

âyetlerinin bir nükte-i gaybiyesini, Gavs-ı A'zam Seyyid Abdülkadir-i Geylanî'nin bir keramet-i gaybiyesiyle tefsir ediyor. Mütevatir keramat-ı hârikaya mazhar olan o Sultanü'l-evliya mematında, aynı hayatında olduğu gibi müridleriyle alâkadar olduğu, ehl-i keşif ve ehl-i velayetçe kabul edilmiş. İşte o zat sekiz yüz sene mukaddem, izn-i İlahî ile kerametkârane bu zamanımızı görmüş; yani ona gösterilmiş.

Bu dağdağalı ve fitneli zamanda, ona mensup bir kısım Kur'an hizmetkârlarına teselli verip, teşci ve teşvik etmek suretinde bir meşhur kasidesinin âhirinde beş satır içinde on beş cihetle aynı haberi veriyor. Hem ilm-i Cifr'in üç dört vechiyle o beş satırın manası hem kelimatı hem hurufun adedi birbirini teyid ederek aynı hâdiseyi haber verdiğinden, kat'iyet derecesinde, dikkat edenlere kanaat vermiş.

Malûmdur ki istikbalden haber veren enbiya ve evliya

لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ

yasağına karşı hürmet ve teeddüb için işaretler ve rumuzlarla iktifa etmişler. Bazı bir işaret, bazı iki işaret, en kuvvetlisi beş altı işaretle aynı hâdiseyi göstermişler. Halbuki Gavs-ı A'zam, bu zamandaki hizmet-i Kur'aniyenin heyetini işaret edip, içinde bir hâdimini sarahat derecesinde gösteriyor.

Şu risale içindeki imzalar ile gösterildiği gibi hizmet-i Kur'aniyedeki arkadaşlarıma iştirakim var. Bir kısmı benim imzam iledir. Bir kısmı onların tasvip ve istihraçlarıyla ve tasdikleriyle olduğundan bana ait haddimden fazla hisseyi, onların hatırları için kabul ettim. Yoksa o risalenin başında söylediğim gibi bunda öyle bir hisse-i şerefe hakkım yoktur.

On sene mukaddem o kaside-i gaybiyeyi görmüştüm ve bana manevî bir ihtar gibi "Dikkat et!" diye kalbime geliyordu. O hatırayı iki cihetle dinlemiyordum:

SAYFA 494

Birincisi: Benim ehemmiyetli bir kısım ömrüm, şan ve şeref perdesi altında hubb-u câh zehiriyle zehirlenip öldüğü için yeniden bu suretle nefs-i emmareye diğer bir şeref kapısı açmak istememekti.

İkinci Cihet: Bu muannid zamanda bedihî davaları ve zâhir hüccetleri kabul etmeyenlere karşı böyle işaret-i gaybiye nevinden hodfüruşane bir tarzda izhar etmek hoşuma gitmiyordu. En nihayet esaretimin sekizinci senesinde ve en işkenceli ve en sıkıntılı bir zamanda gayet kuvvetli bir teşvike muhtaç olduğumuzdan bana ihtar edildi ki: "Bunu, tahdis-i nimet ve bir şükr-ü manevî nevinden izhar et. Hem korkma, kanaat verecek derecede kuvvetlidir!"

O risalenin başında dediğim gibi bunu izhardaen mühim maksadım: Esrar-ı Kur'aniyeye ait olan risalelerin makbuliyetine Gavs-ı A'zam imza basması nevinden olduğudur.

İkinci Maksadım: O kudsî üstadımın kerametini izhar etmekle, keramat-ı evliyayı inkâr eden mülhidleri iskât edip hizmet-i Kur'aniyeye füturlar verecek çok esbaba maruz ve çok avâika hedef olan arkadaşlarımın kuvve-i maneviyesini takviye ve şevklerini tezyid ve füturlarını izale etmek idi.

Benim için bir nevi hodfüruşluk nevinden olduğu için ehemmiyetli zarardır. Fakat o zararımı, üstadımın ve arkadaşlarımın hatırı için kabul ettim.

Bu Keramet-i Gavsiye Risalesi tedricen istihraç edildiği için birkaç parça oldu ve tetimmelere inkısam etti. Gittikçe birbirini tenvir ve teyid ettikçe vuzuh peyda ediyor. İşaratın bazısında zafiyet varsa da sair arkadaşlarının ittifakından aldığı kuvvet o zaafı izale eder.

Hattâ cây-ı hayrettir ki o beş satırın âhirinde, her birinin mertebesini ve has bir sıfatını îma etmek suretinde on beşten fazla hizmet-i Kur'aniyedeki mühim kardeşlerimi gösteriyor. Bu risalede, Keramet-i Gavsiye münasebetiyle birkaç ehemmiyetli meseleler ve birkaç mühim hakikatler beyan edilmiştir.

Bu risaleyi herkese tavsiye etmiyorum ve izin vermiyorum. Belki safvet ve insaf ve ihlas ve hususiyeti bulunan kardeşlerime müsaade ediyorum. Hem başında olan maksatlarımı düşünerek öyle baksın. Beni, bir keramet-füruşluk vaziyetinde tasavvur etmesin.