Lemalar · s. 36
ALTINCISI:
ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِى التَّوْرٰيةِ
fıkrası, iki cihet ile ihbar-ı gaybîdir.
Birincisi: Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâm gibi ümmi bir zata nisbeten gayb hükmünde olan Tevrat'taki evsaf-ı sahabeyi haber veriyor. Evet, Tevrat'ta –On Dokuzuncu Mektup'ta beyan edildiği gibi– âhir zamanda gelecek Peygamber'in sahabeleri hakkında Tevrat'ta bu fıkra var: "Kudsîlerin bayrakları beraberlerindedir." Yani onun sahabeleri ehl-i taat ve ibadet ve ehl-i salahat ve velayettirler ki o vasıfları "kudsîler" yani "mukaddes" tabiriyle ifade etmiştir. Tevrat'ın pek çok ayrı ayrı lisanlara tercüme edilmesi vasıtasıyla o kadar tahrifat olduğu halde, şu Sure-i Feth'in
مَثَلُهُمْ فِى التَّوْرٰيةِ
hükmünü müteaddid âyâtıyla tasdik ediyor.
İkinci cihet ihbar-ı gaybî şudur ki:
مَثَلُهُمْ فِى التَّوْرٰيةِ
fıkrasıyla ihbar ediyor ki: "Sahabeler ve tabiînler, ibadette öyle bir dereceye gelecekler ki ruhlarındaki nuraniyet, yüzlerinde parlayacak ve cephelerinde kesret-i sücuddan hasıl olan bir hâtem-i velayet nevinde alınlarında sikkeler görünecek." Evet, istikbal bunu vuzuh ile ve kat'iyet ile ve parlak bir surette ispat etmiştir.
Evet, o kadar acib fitneler ve dağdağa-i siyaset içinde, gece ve gündüzde Zeynelâbidîn gibi bin rekat namaz kılan ve Taus-u Yemenî gibi kırk sene yatsı abdestiyle sabah namazını eda eden çok mühim pek çok zatlar
مَثَلُهُمْ فِى التَّوْرٰيةِ
sırrını göstermişlerdir.