Risale-i Nur

Lemalar · s. 48

SAYFA 48

BEŞİNCİSİ

Hakkı Efendi'dir. Şimdi burada olmadığı için Hulusi'ye vekâlet ettiğim gibi ona da vekâleten derim ki: Hakkı Efendi talebelik vazifesini hakkıyla îfa ederken, ahlâksız bir kaymakam geldi. Hem Üstadına hem de kendine zarar gelmemek için yazdıklarını sakladı. Muvakkaten hizmet-i Nuriyeyi terk etti. Birden bir şefkat tokadı manasında bin lirayı vermeye mükellef olacak bir dava başına açıldı. Bir sene o tehdit altında kaldı. Tâ geldi, burada görüştük, avdetinde hizmet-i Kur'aniyeye talebelik vazifesine girdi. Şefkat tokadının hükmü kalktı, tebrie etti.

Sonra Kur'an'ı yeni bir tarzda(Hâşiye) yazmak hususunda talebelere bir vazife açıldı. Hakkı Efendi'ye de hisse verildi. Elhak o, hissesine sahip çıktı. Bir cüzü güzel yazdı. Fakat derd-i maişet zaruretiyle kendini mecbur bilip gizli dava vekâletine teşebbüs etti. Birden bir şefkat tokadı daha yedi. Kalemi tutan parmağı, muvakkaten kırıldı. Bu parmakla hem dava vekâleti yapmak hem Kur'an'ı yazmak olmayacak diye lisan-ı mana ile ihtar edildi. Dava vekâletine teşebbüsünü bilmediğimiz

SAYFA 49

için parmağına hayret ediyorduk. Sonra anlaşıldı ki:Kudsî, safi hizmet-i Kur'aniye; gayet temiz, kendine mahsus parmakları başka işe karıştırmak istemiyor. Her ne ise… Hulusi Bey'i kendim gibi bildim, ona bedel konuştum. Hakkı Efendi de aynen onun gibidir. Eğer benim vekâletime razı olmazsa kendi tokadını kendi yazsın.

s. 48 (*) Yani Türkçe ezan gibi şeair-i İslâmiyeye muhalif bid'atlardır.

s. 48 (Hâşiye) Tevafuk mu'cizesini gösterir bir surette demektir.