Risale-i Nur

Mektubat · s. 269

SAYFA 269

ONUNCU KELİME

وَ هُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَد۪يرٌ

Yani hiçbir şey ona ağır gelemez. Daire-i imkânda ne kadar eşya var, o eşyaya gayet kolay vücud giydirebilir. Ve o derece ona kolay ve rahattır ki:

اِنَّمَٓا اَمْرُهُٓ اِذَٓا اَرَادَ شَيْئًا … الخ

sırrıyla, güya yalnız emreder, yapılır.

Nasıl ki gayet mahir bir sanatkâr; ziyade kolay bir tarzda, elini işe dokundurur dokundurmaz, makine gibi işler. Ve o sürat ve mahareti ifade için denilir ki o iş ve sanat, ona o kadar musahhardır ki güya emriyle, dokunmasıyla işler oluyor; sanatlar vücuda geliyor.

SAYFA 270

Öyle de Kadîr-i Zülcelal'in kudretine karşı eşyanın nihayet derecede musahhariyet ve itaatine ve o kudretin nihayet derecede külfetsiz ve suhuletle iş gördüğüne işareten

اِنَّمَٓا اَمْرُهُٓ اِذَٓا اَرَادَ شَيْئًا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ

ferman eder. Şu hakikat-i uzmanın hadsiz esrarından beş sırrınıbeş nüktede beyan edeceğiz: