Barla Lâhikası · s. 320
Yirmi Sekizinci Mektup'un Sekizinci Mesele'sinin İkinci Nüktesi
Eğer denilse: Şu tevafukat-ı gaybiye eğer bir meziyet-i belâgat olsa idi, Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan belâgatların envaından en ileride olduğu gibi bu nevide de en ileri olmak lâzım gelirdi. Eğer bir meziyet-i belâgat değil, neden büyük bir ikram-ı İlahî sayıyorsunuz? Hem hangi kitap olursa olsun, bu nevi tesadüfat içinde çok bulunabilir.
Elcevap: Kur'an-ı Hakîm
اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَ اِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ
sırrıyla, her zamanda bir milyondan fazla hâfızların kalbinde manen yazdırmak lâzım geldiği için hıfzı çok işkâl edecek ve hâfızları çok azaltacak olan şu nevi tevafukat-ı müteşabihe, Kur'an-ı Hakîm'de çok ileri gitmemiştir. Ehl-i hıfza, rahmet içinde mutabık-ı mukteza-yı hal bir manevî belâgatı, bu meziyet-i belâgatın terkiyle yapmıştır. Çok defa kısa kesmekle, çok uzun manaları ifade etmesi gibi...
Hem şu tevafukat-ı belâgat olmasa da madem içinde eser-i kasd ve şuur görünür; kasd ve şuur ise bilmüşahede ve bi'l-itiraf, müellif ve müstensihlerin değil, elbette bir dest-i gaybînin tanzimiyledir. Ve o dest-i gaybînin bu tarz müdahalesi ise alâmet-i kabuldür ve rızaya emaredir. Ve bu emare de remzeder ki yazılan hakikatler kusursuzdur, hak bir surette gösterilmiştir.
Amma sair kitaplarda şu nevi tevafukat bulunuşu tesadüfe verilebilir. Fakat şu risalelerdeki şuurlu tevafukat-ı gaybiyeyi, bütün gören zatların ittifakıyla, şuursuz tesadüfe havale edilemez ve verilmesine imkân verilmiyor. Hattâ en mühim iki müstensih derler: Değil ki bir risalenin umumunda; bir tek sahife kanaat verir ki tesadüf karışamaz, haddi değildir. Çünkü misil olarak iki üç kelime bulunur; birbirine bakar öyle bir vaziyette ki zâhiren bir kasdı irae ediyor.
Mesela şimdi bakıyoruz, şu sahifede "yaş" lafzı, üç defa tekerrür etmiş. Üçü öyle bir vaziyette birbirine bakıyor ki şüphe bırakmaz ki bir tanzim-i gaybîdir. Hem şimdi baktığımız şu sahifede, yalnız altı "hüzün" kelimesi var. O altı hüzün, üç satırda öyle latîf iki kavisi teşkil etmiş ki neşeli bir hüznü görene verir.
Hem işaret-i gaybiye olmak için başka hiçbir kitapta bulunmamak lâzım gelmez. Mesela nasıl ki belâgat-ı Kur'aniye derece-i i'caza vâsıl