İman ve Küfür Muvazeneleri · s. 150
Yirmi Dördüncü Lem'a
TESETTÜR HAKKINDA
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
يَٓا اَيُّهَا النَّبِىُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَٓاءِ الْمُؤْمِن۪ينَ يُدْن۪ينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَاب۪يبِهِنَّ … اِلٰى اٰخِرِ
âyeti, tesettürü emrediyor. Medeniyet-i sefihe ise Kur'an'ın bu hükmüne karşı muhalif gidiyor. Tesettürü fıtrî görmüyor "Bir esarettir." diyor.(*)
Elcevap: Kur'an-ı Hakîm'in bu hükmü tam fıtrî olduğuna ve muhalifi gayr-ı fıtrî olduğuna delâlet eden çok hikmetlerinden yalnız dört hikmetini beyan ederiz.
s. 150 (*) Mahkemeye karşı ve mahkemeyi susturan lâyiha-i Temyizin müdafaatından bir parça: "Ben de adliyenin mahkemesine derim ki: Bin üç yüz elli senede ve her asırda üç yüz elli milyon insanların hayat-ı içtimaiyesinde en kudsî ve hakiki ve hakikatli bir düstur-u İlahîyi, üç yüz elli bin tefsirin tasdiklerine ve ittifaklarına istinaden ve bin üç yüz elli sene zarfında geçmiş ecdadımızın itikadlarına iktidaen tefsir eden bir adamı mahkûm eden haksız bir kararı, elbette rûy-i zeminde adalet varsa o kararı red ve bu hükmü nakzedecektir!"